ne mutlu türküm diyene
  korku
 
26

gölcük depremi

Korku YORUM YAP »

1999 Depremİndekİ Ürpertİcİ Olaylar !!!

———————————————————–

Alttaki yazı Kalp hastaları, Çocuklar ve Yaşlılar için değildir !!!

1999 Gölcük depreminden sonra ortalıkta bir sürü esrarengiz olaylar anlatılmakta. Ne kadar doğru bu söylenenler bilinmez ama hayret edilmeyecek türden de değil bu anlatılanlar…(Buradan 1999 Gölcük depreminde hayatını kaybeden insanlarımıza YÜCE MEVLAMDAN rahmet diliyorum.)

OLAY-1=> O gece bayanın birisi doğum için eşiyle beraber bir taksiyle hastahaneye gidiyorlarmış.Taksi tam Eyüp şehitliğinden geçerken doğum sancıları tutan bayan kafasını sağa sola çevirmeye başlamış.İşte tam bu sırada bayanın gözü şehitliğe ilişmiş.Bayan gördüğü manzara karşısında dona kalmış.Bütün şehitler kabirlerinden kalkmış elleri semada dua ediyorlarmış.

OLAY-2=> Aynı saatlerde Eyüp Sultan Camisinin önünde taksicilik yapan bazı kişilerin anlattıklarıda insanı hayretler içerisinde bırakıyor.
-Taksinin içerisinde oturmuş müşteri bekliyordum.Gözüm birden Cami’nin duvarına ilişti.Duvarları nurdan varlıklar kaplamış tutuyorlardı.Mezarlıklarda yatanlar kalkmış hep beraber dua ediyorlardı.

OLAY-3=> Enkazdan 4 gün donra çıkan bir çocuğa su ikram etmişler.Çocuk;
-Su ve yemek ihtiyacım yok.Yaşlı bir amca bana suda yemekte verdi.

OLAY-4=> Denizden çok büyük bir ateş topu yükselmiş.

OLAY-5=> O gece yıldızlar bir başkaymış.Çoğu insanın anlattığı - sanki elimi uzatsam yıldızları tutacak gibiydim.

Bu ve bunun gibi onlarca olay anlatıldı.Dediğim gibi bunlar ne kadar doğrudur bilinmez….


bir daha dalga geçersen ölürsün

Korku YORUM YAP »

öncelikle merhaba. ben tatil zamanlarında genellikle sabaha kadar uyumayan biriyim ve cinlere inanmazdım, ne zaman konusu açılsa dalga geçerdim. 22 temmuz günü yine uyumuyordum ve internette dolaşıyordum. nasıl olduğunu anlamadım ama açılır pencerelerden birinde cinlerle ilgili yazlılar vardı kapattım ve tekrar açıldı yine kapattım ve tekrar, virüs olabiliceğini düşünüp bilgisayarımı yeniden başlattım ama internete bağlandığımda hangi siteye girsem açılır pencere olarak aynı sayfa çıkıyordu. merak ettim ve okudum. orada cinlerle ilgili birçok şey yazıyodu ve sayfa her formatta açılıyodu çok şaşırdım çünkü bu milyonda bir görülecek bişey. herneyse merakım dahada arttı ve sayfayı okumaya başladım nasıl cin çağırılır diye bi ikon vardı tıkladım ve orada adım adım yazıyodu. sayfayı kaydettim ve yatağıma yatıp uyumaya çalıştım saat 3 ü geçiyodu ama uyuyamadım bişey beni dürtüyodu ve tekrar bilgisayarımı açtım kaydettiğim o sayfayı sildim. sigara içmek için dolabının çekemecesini açtım sigaramın yanında bir kağıt vardı hemen açtım aman allahım o da ne az önce kaydedip sildiğim sayfa çok korktum ve hemen tekrar bilgisayarımı açtım yazıcını programına baktım o sayfa daha 22 saniye önce yazdırılmış printerimdan. ama printerimin kartuşları yoktu çünkü o günün akşam üstü doldurtmak için ofsete bırakmıştım. o kadar korktumki bilgisayarımın fişini çektim ama olay bundan sonra başlıyomuş. kağıdı hızla tekrar okumaya başladım cin çağırma seansını anlatan yazının altında, çağırmasanda gelir diye yazıyodu ve bir anda odamın havası çok ağır oldu nerdeyse nefes alamıyodum, kapıya doğru yöneldim abimi uyandıracaktım ama kapı kilitliydi ve açılmıyordu. nefes almam iyice zorlaştı ve eski türk filmlerindeki kötü adam gülümsemesi duydum öyle bir bağırıyorduki kulaklarım patlıyordu nerdeyse. kapıyı iki-üç tekme atarak kırdım ve hemen çıktım tam karşımda lavabonun aynası vardı aman allhım o da ne! orda simsiyah bir adam vardı ve çok korkunçtu ve aynanın üzerinde bidaha dalgageçersen ölürsün yazıyodu. öyle korkmuştumki bidaha dalga geçmeyeceğim diye yalvarırır tarzda bağırıyordum. koşarak abimi uyandırım, olanları anlatırken bayılmışım. beni birsüre sonra abim uyandırdı ve rüya gördüğümü söyledi. ama rüya olmadığına eminim. sabaha kadar uyumadım sabah olduğunda, bilgisayarımı açtım. printerin programında o dosya kayıtlı değildi, olamazdı gözümle görmüştüm. geri dönüşüm kutusuna baktım sildiğim dosya oarada yoktu. hemen interneti açıp yazıyı okuduğum siteye girdim ama öyle bir adreste yoktu ve kağıtta en son biraktığım yerde yoktu sanki hiçbişey yaşanmamıştı tek geri kalan kırılan kapı olmuştu. bu olayın etkisnde kurtulmak için psikoloğa gittim bana cin diye bişey olmadığını söyledi bende olduğunu ve dalga geçmemesini söyledim o anda doktorun odasının tavanında şu yazı belirdi aferin! bir aydan fazla oldu hala olayın etkisindeyim. arkadaşlar siz siz olun sakın dalga geçmeyin ve inanmamazlık yapmayın. bu olaya inanmayanlar kendileri bilir ama ben bidaha dalga geçersem öleceğime inanıyorum.


Korku

Korku YORUM YAP »

Korkutucu bir sessizlik evi sarmıştı. Kadın ürkek adımlarla odadan odaya dolaşıyordu. Bir şey arıyordu ama peşinde dolaşan gölgeden habersizdi. Kadın aradığını bulmaktan ümidini kesmiş ve yorgun bir halde, pencere kenarındaki sandalyeye oturdu, dışarı bakmaya başladı. Peşinde dolaşan adam, kadının oturduğunu görünce saklandığı yerden çıktı. Ses yapmamaya çalışarak sırtı kendisine dönük kadına yaklaşmaya başladı. Kadına iyice yaklaşınca yakalamak ister gibi ellerini kadının boynuna doğru uzatır. . . o anda kadın ani bir hisle geri döner, adam hiç vakit geçirmeden atılır, kadının sırtına vurur ve bağırır; ” -Ebe ebe. ” ve kaçmaya başlar.

Adam yorgun argın koltuğa oturur; “-Tamam pes, sen kazandın, öldüm yorgunluktan. Saat kaç ?”
Kadın sakin sakin cevap verir; “-Saat 10. ”
Adam “-10′ mu iyi. “dedikten sonra birden bir şey hatırlayıp telaşlanır ; “-Ne !. . Olamaz. Paketleri bu gece yarısındaki uçağa yetiştiremezsem mahfoldum demektir, kesin kovulurum. ”
-Ama sen karanlıktan korkarsın, fobin var.
-Bunu düşünmeye şimdi vaktim yok, kovulduğum zaman bol bol düşünürüm. Çabuk çabuk içeri odaya koyduğum paketleri getir.
Adam paketleri alıp, koşarak dışarı çıktı. Dışarı çıkar çıkmaz bir an tereddüt etti, karanlık fobisi onu geriye dönmesi için zorladı ama çaresizdi, devam etti yoluna.

Adam elinde bir kaç paketle sakin sakin yürüyordu. Birden bulutlar çoğalıp ayı kapatmaya, karanlığı artırmaya başladı. Adam karanlıktan korktuğunu belli eder şekilde adımlarını sıklaştırdı, yürürken sürekli çevresine bakınmaya başladı.
Adam ürpertiyle, kararan göğe bakarken bir merdivenin altından geçti. bunu uğursuzluk sayardı, korktu uzaklaşırken tekrar tekrar altından geçtiği merdivene baktı.
Korkusunu yenmek için ıslık çalmaya başladı ama ölüm marşını çaldığını farkedince sustu. Neşeli bir melodi hatırlamaya çalışırken önünden bir karakedi geçti. Hemen durdu, endişeyle çevreye baktı, sonra tekrar yürümeye başladıBu kez ürkek adımlarla yürüyor ve sürekli sağa sola bakıp bir tehlike olup olmadığını kontrol ediyordu.
Bir köşeden iki adam çıkıp onun peşi sıra yürümeye başladı. Gece serindi ama adam yanaklarına doğru soğuk terlerin boşaldığını hissetti. Bir sonraki köşede peşindeki iki adama bir adamın daha katıldı. Diğer iki adama boğuk bir sesle sordu ; “-saat kaç ?.” En iri yarı olanı ; “-10. 30. ” dedi. Yeni gelen “-Vakit kaybetmeyelim, çabuk olalım.” dedi.
Adam arkadan gelen üç kişinin konuştuklarını duyunca hızlandı. Ayak seslerinden arkadakilerin de hızlandığını anladı, korkuyla titredi. Yeni gelen adamın sesini tekrar duydu; “-haydi biraz hızlanın.”
Adam yorgundu ama peşindekiler hızlanınca o da hızlandı, korkusuiyice arttı, peşindeydiler, yetişmek üzereydiler telaşlandı elindeki paketlerden biri düştü. Can derdine düşmüştü, paketi almak için duraklamadı bile.
Arkadan tekrar bir ses duydu ; “Yetişemeyeceğiz koşalım.”
Adam da koştu koştu, paketlerden biri daha düştü, kan ter içinde kalmıştı. Mesafeyi biraz açmıştı ama yorgunluktan bitmişti. Paketlerden biri eksik olunca diğerlerinin önemi olmadığını düşündü, artık işten kovulmak filan önemsizdi, daha hızlı koşmak için elinde kalan paketleri de fırlatıp attı ve koşmaya devam etti. Fakat birden ayağı bir taşa takılıp düştü, dehşete kapıldı. Üç adam koşarak geliyordu. Kalkmaya çalıştı ama telaştan tekrar düştü. Üç adam yetişmişti, kaçamayacağını anlamıştı. Korkuyla gelenlerin yüzlerine baktı, yüzlerinde insaftan eser göremeyince, ümitsizce acı bir çığlık attı.
Adamlar garipseyerek ona baktılar sonra aynı boğuk sesi duydu ; “Sarhoş galiba.” diğeri devam etti; “Boş ver onunla oyalanacak vaktimiz yok, nerdeyse başlayacak Galatasaray-Monako maçı.” “Ne dersin deplasmanda yenebilir mi ? Rakip ne de olsa Avrupa takımı.”
Üç adam maçı tartışarak koşup gittiler. Onlar gidince yerdeki adam yarı şaşkın yarı sevinçli ayağa kalktı. Bir süre hızlı nefes alışlarla adamların peşisıra baktı, heyacanını yatıştırmaya çalıştı, alnındaki terleri sildi.
Sendeleyerek ara sokaklardan birine daldı. Ana caddelerde yine birileriyle karşılaşmaktan korkmuştu.

Ay hafifçe bulutların arasından sıyrıldı. Adam loş sokaklarda evlerin gölgesine sığınarak yürümeye başladı. Bir evin duvarına nerdeyse sürünerek giderken kararlı, sert bir sesle olduğu yerde kaldı ;
-Dur!. .
Sesin nereden geldiğini anlayamamıştı, aynı ses bu kez öfkeli bir tonla haykırdı ;
-Kaldır ellerini
Titreyerek kaldırdı ellerini
-Ya paranı ya canını.
Telaşla ceplerini aramaya başladı, bir türlü cüzdanını bulamıyordu. Demek paranı vermeyeceksin. Korkuyla araştırırken iç cebinde buldu cüzdanı, çıkarmaya çalışırken aynı sesi duydu
-Öyleyse geber
Cüzdanı çıkardı ama geç kalmıştı, iki el silah sesi duydu, ayaklarının bağının çözüldüğünü hissetti, yere yığıldı.
Aynı ses bir kahkaha attı ama kahkahası bir çıt sesiyle kesildi. Yere yığılan adamın bulunduğu evin penceresinden bir ses geldi ;
-Hanım yine gangster filmi varmış, kapattım televizyonu.
Adam yığıldığı yerden bir yarası olup olmadığını kontrol ederek kalktı, sapasağlamdı, bir “-ohh!. .” çekti, üstünü başını çırpıp yeniden yürümeye başladı.

Henüz iki sokak geçmiştiki birden yerde dev bir köpek gölgesi gördü, sallana sallana yaklaşıyordu. Her an köşeyi dönüp karşısına çıkabilirdi. Sağına soluna baktı, kaçabileceği yer yoktu. Kaçmayı denese bile başaramayacağını düşündü, korkusu arttı ama yine de kaçmaya başladı. O anda da köpeğin köşeyi döndüğünü gördü. Birden şaşkınlıkla durdu; gölgesi kocaman olan köpek küçük bir yavruydu.
Adam kendisine ecel terleri döktüren bu yavru köpeğe öfkeyle bir tekme savurdu, tekmesi isabet etmedi. Yavru köpek havlayarak kaçtı. Yavru köpeğin kaçtığı taraftan onun annesi olduğu anlaşılan iri yarı bir köpek çıkarak adamı kovalamaya başladı. Bir süre kovaladıktan sonra adamın peşini bırakıp yavrusunun yanına döndü.
Köpeğin döndüğünü görmeyen adam kaçmaya devam ediyordu. Adam yorulana kadar koştu. Köpeğin, peşini bıraktığını anlayınca oturup nefeslendi.

Adam bu kez de ara sokakların karanlığından korkmuştu. Hemen ana caddeye yöneldi, yürümeye başladı. Tam bir polisin yanından geçiyordu ki, ilerdeki sokak lambasının altında dikilen bir kıza iri yarı bir adamın saldırdığını gördü. Polis o taraftan geliyordu. Fakat polisin hareketlerinde bir telaş yoktu. Adam şaşkınlık içinde olaya bakarken, kız adamın elinden kurtulup çantasından bir silah çıkarmayı başardı. Saldırgan tekrar atıldı kızın silah tutan elini
bileğinden yakaladı. Kuvvetli bir iki silkeleyişle kızın elindeki silahı fırlattı. Silah polisle adamın yanına kadar savrulmuştu.
Adam korkudan kısılmış bir sesle polise seslendi ; -Yardım etsenize.

Polis alaylı bir şekilde güldü ;
-Yardıma gerek yok, o tek başına da kızı öldürebilir. Polis daha sonra adamın şaşkın bakışları arasında yürüyüp gitti.
Adamın şaşkınlığı sürerken, kız saldırganın bir tokatıyla yere yuvarlandı. Saldırgan yerdeki kızın üstüne giderken belinden bir bıçak çıkardı. Onları seyreden adam kızın korku içinde attığı çığlıkla kendine geldi, ayaklarının dibine düşmüş olan aldı ve kızı öldürmek üzere olan saldırgana çevirdi, tetiğe bastı. . .
Saldırgan, hiç bir şey olmamış gibi ayakta duruyor, şaşkın ona bakıyordu. Adam bir daha ateş etti, bir daha bir daha. Kurşunu bitmişti ama saldırgana bir şey olmamıştı. Üstelik elindeki bıçakla öfkeli bir şekilde üzerine geliyordu. Yerdeki kız ise oturmuş rahat bir vaziyette onları seyrediyordu. Eli bıçaklı adam karşısına gelince kanlı dişlerini göstererek bağırmaya başladı. Ne söylediği anlaşılmıyordu ama öfkesi gözlerinden okunuyordu. Adam vampirlere inanmıyordu ama karşısındaki adamın kanlı, koca koca dişlerini görünce dizleri tutmadı olduğu yere yığıldı.
Saldırgan uzandı elindeki silahı aldı, ağzından kanlı dişleri çıkardıktan sonra bu kez anlaşılır bir sesle bağırdı ;
-Ne yaptığını sanıyorsun sen, şurda rahatça bir film çeviremeyecek miyiz ? Üstelik tabancadaki tüm kurusıkıları harcamışsın!. .
Filmi çeken diğer adamlarda köşeyi dönüp gelmiş adama bağırmaya başlamışlardı, adam ayağa kalktı, topuğunun üstünde geriye döndü, silah sesini duyup gelen az önceki polisin bıyık altından gülerek kendisine baktığını görünce başıyla selam verdi, yanından geçip sakince yürümeye başladı, filmciler hala arkasından bağrışıyordu.
Adam başka bir caddeye dönünce, ağzıyla rüzgar uğultusunu andıran korkunç bir ses çıkarmaya başladı, duvara dayalı bir merdivenin altından geçti, önünden geçen kara kediye tekme attı, karşısına çıkan bir köpeği korkuttu. Yanından geçtiği çocuk parkına girdi, kaydıraçtan kaydı, parktan çıkarken gördüğü sarhoşun yanından sallanarak geçerken seslendi ; “-İyi geceler hık. . . birader hık. . . ” diye, sarhoş taklidi yaptıktan sonra caddeye çıktı, bir şarkıyı ıslıkla çalarak, neşeli adımlarla, kah zıplayıp, kah oynayarak evine doğru yürümeye başladı.


İdrice Film Sinopsisi

Korku YORUM YAP »

Yeşim otuz yaşında annesiyle beraber yaşayan bir genç kızdır. Erkek arkadaşı Emrah’la evlilik planları yapmakta ve insan kaynakları müdürlüğü yaptığı firmada kariyer planları kurmaktadır.Erkek arkadaşı Emrah , Yeşim’in otuzuncu yaş gününde yılan derisinden yapılmış güzel bir kemer almış ve kemerin üzerine İdrice hatırası yazdırmıştır..

Kemeri İdrice adında bir köyden aldığını söylemiş bunun üzerine Yeşim’de bu manevi değeri çok büyük olan kemeri takmamış ve odasının en güzel köşesine koymuştur. Sevgilisinin ona aldığı hediyeyi düşünmekle birlikte onu ne kadar sevdiğini de her defasında vurgulamaktadır..

Emrah doğum gününden birkaç gün sonra garip rüyalar görmeye başlamış ve psikolojisi bozulmuştur…Fakat gördüğü bu kabusları Yeşim’e söylememektedir..Emrah neredeyse iki gecede bir kabus görmeye başlamıştır..

Rüyasında yılanlarla boğuşuyordur. Etrafı yılanların sardığı bir odada onların saldırılarıyla mücadele etmektedir. Yeşim, Emrah’ın davranışlarında tuhaflıklar sezmekte fakat ona bir şey sormamaktadır. Emrah birgün Yeşim’le akşam yemeği yerken garsonun getirdiği tabakta pişirilmiş bir yılan görmüştür ve restorantta çığlıklar atmıştır..

Bunun üzerine Yeşim bütün bu garip davranışların sebebini sormuş fakat Emrah’tan yanıt alamamıştır. Yeşim sevgilisinin durumuna çok üzülmektedir. Bunları annesiyle paylaşmıştır. Annesi kızına yardımcı olmaya çalışmış ve Emrah’ı da alıp bir tatile gitmelerini söylemiştir. Yeşim işi gereği bu tatile çıkmak istemiyordur. Çünkü kariyerinin bir yara almasını istememektedir. Emrah ve Yeşim, ağustos ayının sıcaktan kavrulan bir hafta sonu eğlenmek için yola çıkmışlardır.

Önce sinemaya gitmişler, daha sonra da piknik yapmak için göl kıyısına inmişlerdir. Emrah’ın tuhaf hareketleri, yerini eski normal davranışlarına bırakmaya başlamıştır. Yeşim sevgilisinin durumunun düzelmesine sevinmektedir. Emrah balık tutmak için olta takımlarını hazırlamış, Yeşim de piknik malzemelerini düzenlemiştir..

Emrah saatler süren avcılığının ardından sadece ufak bir balık tutmuş ve iki sevgili tatlı sert bu olanlara gülmeye başlamışlardır.Yeşim sıcağın bastırmasıyla beraber göle girmek istemiştir. Emrah bu duruma karşı çıksa da Yeşim’i kararından geri çevirememiştir..

Emrah ve Yeşim gölde çok fazla açılmadan yüzmeye ve suyun içinde şakalaşmaya başlamışlardır. Bir ara Emrah hafifçe bağırmış ve suda tuhaf hareketler yapmaya başlamıştır. Yeşim bu hareketlerin Emrah’ın kendisine yaptığı bir şaka olduğunu düşünmüş ve oralı bile olmamıştır..

Emrah’ın hareketleri ve bağırmaları anormalleşince Yeşim telaşlanmış ve korkudan titremeye başlamıştır..Emrah bacağından gelen acıyla çığlıklar atmakta ve yardım dilemektedir..Yeşim daha ne olduğunu anlayamadan Emrah suyun içine gömülmüş ve ortadan kaybolmuştur..Yeşim avazı çıktığı kadar bağırmaktadır fakat çevrede hiç insan bulunmaktadır…

Yeşim ağmaklı gözlerle suya dalmıştır ve Emrah’ın kanlar içindeki suratı karşısına çıkmıştır..Ve bir yılan Emrah’ın bacağından çıkardığı dişleriyle gölün karanlık derinliklerine doğru kaybolmuştur..

Yeşim’in ortalığı ayağa kaldıracak çığlıklarını yolda arabasıyla yavaş yavaş ilerleyen ve göle bakan bir adam görmüştür..Adam can havliyle arabadan inip göle doğru koşmuştur..Göle giren adam önce Yeşim’i sakinleştirmiş ve korkudan titreyen vücuduyla Emrah’ın cesedini çıkarmıştır. Yeşim benliğini kaybetmiş bir durumda gölün kenarında oturmakta ve ağlamaktadır. Adam telefonuyla bir ambülans çağırır ve aynı anda polislerin olay yerine gelmesiyle ortalık hareketlenir.

1 ay sonra

Olayın üzerinden bir ay geçmiş ve Yeşim zihnindeki problemlerle uğraşmaktadır. Emrah’ın suya girmesini kendisinin istediğini ve bu yüzden öldüğünü düşünmektedir. Annesi kızının içinde bulunduğu psikolıjik rahatsızlık karşısında iyice bitkin düşmüştür. Yeşim her gece çığlıklarla uyanıyor ve dakikalarca ağlıyordur. Bir akşam annesi, kızının odaından gelen sesler üzerine evin ikinci katına çıkmıştır. Evde garip şeyler olmakta ve tuhaf sesler gelmektedir.

Kızının odasına girer ve kızının yerinde olmadığını görür. Telaşı gözlerinden okunan kadın evin eski eşyalarını koydukları çatı katına çıkar ve kızının yerde debelendiğini görür. Kız, Emrah’ın hediye olarak aldığı kemerle boğuşuyor ve çığlıklar atıyordur. Kadın bu durum üzerine kızını yerden kaldırır ve kollarıyla onu sararak sakinleştirir..Yeşim zorlukla uykuya dalıyor ve kabuslar görüyordur. Rüyasında kanlı elbisesiyle küçük bir kız çocuğu onunla dövüşüyordur. Kız elindeki yılanlarla Yeşim’e saldırıyor ve onu boğmaya çalışıyordur.

Annesi eve bir psikolog çağırmış ve kızını bu durumdan kurtarmasını dilemiştir. Doktor, Yeşim’le yaptığı telkinlerden herhangi bir ilerleme alamamış ve kızın sorununu tam olarak çözememiştir. Doktor, Yeşim’in bir tatile çıkmasını önermiştir. Annesi de doktorun bu önerisini dinlemiş ve kızının tam olarak iyileştiği zaman ŞArköy’e ablasının yanına tatile göndermek istediğini söylemiştir…

Yeşim aldığı ilaçların etkisiyle kendine gelmeye başlamıştır. Artık düzenli olarak yemek yiyor ve uyku uyuyordur. Annesi kızının bu durumuna çok sevinmektedir ve tatil planını söylemiştir. Yeşim’de bu öneriye sıcak bakmış ve ablasının yanına kafasını dağıtmak için gitmesinin uygun olacağını düşünmüştür. Yeşim annesiyle vedalaşarak Emrah’ın ona aldığı kemeri yanına alarak yola çıkmıştır.

İstanbul’dan Şarköy’e gitmekte olan otobüs Tekirdağ yolu üzerinde arıza yapmış ve bir dinlenme tesisine uğramıştır. Yolcuların hemen hepsi tuvaletleri doldurmuş ve yiyecek birşeyler almak için tesise girmişlerdir. Tesisin içinde hamburger yiyen bir adam Yeşim’den öylesine hoşlanmıştır ki gözlerini ondan alamamaktadır.

Adam içinde hissettiği duygulara engel olamayıp Yeşim’in yanına gitmiş ve ondan tanışmak maksadıyla çakmağını istemiştir. Adam çakmak bahanesiyle muhabbet etmeye başlamış ve kendisinin de Şarköy’e gideceğini belirterek Yeşim’i arabasına davet etmiştir. Yeşim bu öneriye sıcak bakmamış ve adama teşekkür etmiştir. Adam üzüntüyle arabasına ilerlerken Yeşim muavinin yanına gidip otobüsün durumunu dormuş ve en az iki saatten önce tamir olamayacağını öğrenmiştir.

Adam arabasıyla yola çıkarken Yeşim kararını değitirmiş ve adamın arabasına binmiştir. Yeşim gazetelerdeki tecavüz olaylarını düşünürken bir yabancının arabasına binmenin ne kadar yanlış olduğunu vurgulamıştır kendine. Ama beklemek de en az tecavüz kadar kötü bir şey diye düşünmüştür. Mehmet ve Yeşim tanışmış ve kendi hayatlarından kesitler sunmaktadırlar.

Mehmet hayvan ticareti yaptığını ve güney afrikadan gelen türlü türlü hayvanları Şarköy’de bir köylüye sattğını söylemiştir. Yeşim’de kısa bir tatile çıktığını dönünce işinde ilerlemek için herşeyi yapacağını söylemiştir. Adam ve Yeşim yolda sohbet ederlerken, İdrice köyüne girerler ve Yeşim yolun neden değiştiğini öğrenmek ister. Adam İdrice’den şarköye daha kestirme gideceklerini söyler ve köye girer.

Araba köye girdikten bir dakika sonra aniden fren yapar ve durur. Mehmet arabanın frenlerinin arıza yaptığını ve o yüzden durduklarını söyler. İkisi de bu ani frenden ötürü korkmuşlardır. Yeşim yola koyulduktan beri başına gelen şansızlığı düşünerek Mehmet’in arabayı tamir etmesini beklemektedir. Mehmet arabanın kaputunu kaldırmış ve motoru incelemektedir.

Yeşim can sıkıntısından arabadan inmiş ve kapıyı sertçe kapatmıştır. Kapının kapanmasıyla kaput Mehmet’in kafasına düşmüş ve mehmet yere yığılmıştır. Yeşim ürkek ve telaşlı hareketlerle ne olduğunu anlamaya çalışırken sinirinden ağlıyor ve bir yandan da etrafa bakıp yardım edecek birilerini arıyordur. Yeşim, Mehmet’in kanayan kafasına pansuman yapmak için arbanın bagajından ilk yardım çantasını almayı düşünmüştür. Yeşim arabanın bagajını açtığında, gördüğü manzara karşısında kendini tutamamış ve kusmuştur.

Bagajın içinde on oniki yılan vıcır vıcır oynaşıyorlar, delip çıktıkları çuvalın üzerinde birbirlerini ısıryorlardır. Yeşim midesindeki tüm yiyecekleri çıkarmış ve bu kabusun kollarında eski ruh haline dönmeye başlamıştır. Emrah baygın bir şekilde yerde yatmaktadır. Yeşim tüm cesaretini toplayıp Emrah’ı arabanın arkasına taşımış ve şoför koltuğuna oturmuştur. Fakat araba çalışmamaktadır. Yeşim hem ağlıyor hem de kontak anahtarını kuvvetlice zorluyordur.

O anda arabanın camında daha önce rüyasında gördüğü kız görünmüştür. Kızın suratı yanmış ve olmayan burnunun yerinde bir yılan dili uzanmaktadır. Yeşim köyde yankılanan çığlıyla beraber arabayı çalıştırmayı başarmış ve yola çıkmıştır. Yeşim görmüş olduğun şeyin bir hayal olduğunu farzetmiştir ve hızlıca arabayı kullanmaktadır.

Etrafta herhangi bir yerleşim birimi bulunmamaktadır. Yeşim son sürat yolda ilerlerken ölü kız tekrardan cama yapışmış elindeki yılanla cama vurmaya başlamıştır. Kız bir yandan gülüyor bir yandan da ağzından cama kanlar fışkırtıyordur. Yeşim ağlamaklı bir durumda arabanın dengesini sağlamaya çalışıyor ve kızın gitmesi için küfürler savuruyordur. Kız birden camdan kaybolmuştur. Yeşim yolun sonundaki büyük evi görmüş ve az da olsa rahatlamıştır.

Mehmet arabanın arkasında kendine gelmeye başlamıştır. Yeşim arabayı evin önünde durdurmuş ve dışarı çıkmıştır. Mehmet de ağrıyan başını tutarak arabadan çıkmış Yeşim’e sorular sormaktadır. Yeşim evin kapısını çalmış ve içeriden elinde bir tüfekle yaşlı bir kadın çıkmıştır. Yeşim yardıma ihtiyaçları olduğunu söylemiş ve yalvarmıştır.

Yaşlı kadın uzun uğraşlar sonucu ikiliyi evine almıştır. Önce karınlarını doyurmuş sonra da başlarından geçenleri anlatmlarını istemiştir. Yeşim yolda olan bütün olayları anlatmıştır. Yaşlı kadın bu anlatılanlar karşısında korkmuş ve donakalmıştır. İdrice’de geçmişte iki kişinin yılanlar tarafından öldürüldüğünü ve Yeşim’e görünen kızın Yelda isimli bir kız olduğunu söylemiştir.

Yılanlar küçük Yelda’yı ısırmış ve hergece rüyasında ona musallat olmuşlardır. Daha sonra küçük kızın yaşadıklarına dayanamayıp kendini yaktığını belirtmiştir. diğer ölen kişinin ise yılanlar tarafından bir kolunun parçalandığını ve kan kaybından öldüğünü söylemiştir. Ve o günden bu güne kadar İdrice ‘de yılanların sözü edilmediğini anlatmıştır. Duydukları karşısında şok geçiren Mehmet ve Yeşim geceyi bu evde geçirmek istediklerini söylemişlerdir.

Yeşim Mehmet’in arabasında satmak için yılan taşıdığını kadına söylememiştir. İkili karanlığın bastırmasıyla odalarına çekilmişlerdir. Mehmet bir ara tuvalete gitmiştir. Aynada kendisine bakan Mehmet yaşlı kadının getirdiği pansuman malzemeleriyle kafasını tedavi eden Yeşim’e iyice aşık olmaya başladığını düşünmüştür. Tuvaletini yapmak için klozet kapağını kaldıran Mehmet, küçük Yelda’nın elinde bir fareyle ona bakıp gülümsediğini görmüş ve yerinden sıçramıştır.

Can havliyle tuvaletten kaçan Mehmet odasına çıkmış ve heyecendan ne yapacağını şaşırmıştır. Yeşim gürültülerin üzerine Mehmet’in odasına girmiş ve olanları dinlemiştir. Mehmet ve Yeşim evden kaçmak için koridorlarda ilerlerken evin alt katından sesler gelmeye başlamıştır. Sanki üç dört kişi evin içinde koşuşturuyor ve bağırışıyorlardır.

Daha sonra küçük bir kızın ağlaması duyulur. Yeşim kendinden geçmiş tüm benliğini Mehmet’e emanet etmiştir. Mehmet yaşlı kadının odasının önüne gelmiş ve ona seslenmiştir. İçeriden hehangi bir ses gelmediğini gören Mehmet kapıyı açmış ve yaşlı kadının tavanda asılı duran cesediyle karşılaşmıştır. Yeşim tamamen şuurunu yitimiştir.

Mehmet , Yeşim’i kolundan tutarak evden çıkarmıştır. Evin karşısındaki elektrik direğinin altında duran küçük kız kanlı elbisesiyle kendisini de İdrice ‘den götürmelerini istemiştir. Bunun üzerine Mehmet aceleyle Yeşim’i arabaya bindirmiş ve yola çıkmak için tüm hazırlıklarını yapmıştır. Fakat araba bir türlü çalışmak istememektedir.

Mehmet arabanın tavanından duyduğu gürültüyle yerinden sıçramıştır. Sanki büyük bir demir yığını arabanın tepesine düşmüştür. Mehmet olduğu yerde şok geçiriyor ve arkada baygın yatan Yeşim’e bakıyordur. Mehmet solundaki camda küçük Yelda’nın yanmış suratını görür görmez böğürürcesine bağırmıştır. Yelda cama öylesine sertçe vuruyordur ki neredeyse camı paramparça edecektir.

Mehmet tüm kuvvetini toplayıp bacaklarını havaya kaldırmış ve cama sertçe bir tekme atmıştır. Yelda aldığı tekmenin etkisiyle yere uçmuştur. Mehmet kanayan bacağına aldırmaksızın arabadan aşağı inmiş ve yerde cansız yatan kıza bakmıştır. Kız suskunluğunu bozmuş ve kıkırdamaya başlamıştır. Mehmet arabanın bagajına yönelmiş ve yılanlardan birini ürkek hareketlerle eline almış ve kızın üzerine atmıştır. Kız yerde yılanlarla boğuşurken bir yandan da kusmaya başlamıştır. Yılan kızın boğazına yaptığı bir hamleyle dişlerini geçirmiş ve kızı etkisiz hale getirmiştir. O anda kız olduğu yerde kanlara boğulmuş ve dumanlanarak havaya karışmıştır.

Sabah olmuş ve ikili uyanmışlardır. Yeşim gece olan olayları öğrenmek istemekte fakat Mehmet ağzını açmamaktadır. Mehmet arabayı bir tepeye doğru sürmüş ve koltuğunun altındaki benzin şişesini çıkarmıştır. Arabanın tamamını benzinle yıkayan Mehmet Yeşim’in tüm ikazlarına aldırış etmemiştir.

Koltuklardan birine düşen kibritin etkisiyle alev almaya başlayan araba içindeki yılanlarla beraber yok olmaya başlamıştır. Mehmet ve Yeşim ana yola çıktıklarında uzaktan gelen bir otobüsü görürler ve uzun zamandır hissetmedikleri bir rahatlık hissederler. İstanbul’a dönmek için otobüsün içine binen Mehmet ve Yeşim kabusun bittiğini düşünürlerken , Mehmet gördüğü manzara karşısında yığılır kalır. Şoförün tek kolu yoktur






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

 
  Bugün 1 ziyaretçikişi burdaydı! <****** type="text/**********"> //[which tab (1=first tab), ID of tab content to display]: var initialtab=[1, "sc1"] ******** cascadedstyle(el, cssproperty, csspropertyNS){ if (el.currentStyle) return el.currentStyle[cssproperty] else if (window.getComputedStyle){ var elstyle=window.getComputedStyle(el, "") return elstyle.getPropertyValue(csspropertyNS) } } var previoustab="" ******** expandcontent(cid, aobject){ if (document.getElementById){ highlighttab(aobject) detectSourceindex(aobject) if (previoustab!="") document.getElementById(previoustab).style.display="none" document.getElementById(cid).style.display="block" previoustab=cid if (aobject.blur) aobject.blur() return false } else return true } ******** highlighttab(aobject){ if (typeof tabobjlinks=="undefined") collecttablinks() for (i=0; i
Hier komt de info van link 1.
Dit komt er bij link 2 te staan
Wat er bij link 3 hoort komt hier
Bij de link 4 komt dan dit te staan
Als laatste link 5 en zijn beschrijving
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=